Buradasınız: Azbuz --> CUMHURİYET MUHAFIZLARI
28 Ocak 2012, Cumartesi
 
<< ANA SAYFA
 
SİTE SAHİBİ
kankağan


44
Çanakkale
Şikayet Et
 
Bu sitede Tüm Azbuz'da
 
->>YAZI GÖNDERİN

SİTE ETİKETLERİ
 
SİTE KATEGORİSİ
Politika ve Sivil Toplum > Atatürkçülük
 
GİRİŞ:
E-posta:
Şifre:
Beni Hatırla
 unuttum
OYLAMA
Cumhuriyete Muhafız olurmusunuz?
Oylamaya katılmak için giriş yapın.
rss link
 
ADnet Reklamları
[YAZILAR]
UYARI!
 BU MİLLETİ KİMSE HAKARET EDEREK İMTİHAN ETMEYE KALKMASIN,DAHA FAZLA SABRINI ZORLAMASIN,GERMESİN.HAKARET EDEN HAKARET BULUR VE BU HAKARETE DE KATLANMALIDIR.BU MİLLETE HAKARET ETMEYE HEVESLİ OLANLARA HATIRLATIRIZ Kİ;"BUGÜNE KADAR TÜRK'E HAKARET EDEN TÜM DİLLER YERİNDEN KOPARILMIŞTIR.BUNDAN SONRA DA KOPARTACAK BİR İRADE BU MİLLETİN CEVHERİNDE SAKLIDIR." TÜRK&C
Bu yazı 21/04/2010 tarihinde yayınlandı. 212 defa görüntülendi.
ETİKETLER
O,PARALAR KİMLERE GİTTİ?

Deniz Feneri e.V. skandalı bir zamanlar İngiltere’yi ayağa kaldıran Profumo skandalını geçti. Gerçi nitelik olarak birbiriyle ilintisi olmasa da, skandal skandaldır. Uluslararası boyutta olduğu için en azından, bir ortak yan bulmak güç olmayacaktır.
Bilindiği gibi Britanya Savaş Bakanı John Profumo’nun, 1960’lı yıllarda telekız Keeler ile yaşadığı aşk tüm dünyayı sarsmıştı.
Bu bir “aşk” skandalıydı. Bir tarafta bakan olması, öteki tarafta tele kız olması işi biraz skandala çekiyordu, ama yine de bir “aşk” skandalıydı. Akçe işi yoktu yani...
Deniz Feneri e.V. aslında birkaç Profumo skandalı edecek güçte bir skandal olmasına rağmen, “güçlü Türkiye” sayesinde, fazla yaygınlaşamadan sönme yoluna girmiş durumda.
Profumo, Büyük Britanya tarihinin en büyük skandallarından biri olarak tarihe geçti.
Deniz Feneri e.V. de başka bir alanda Almanya tarihinin en büyük bağış skandalı olarak tarihe yazıldı.
Birlikteliklerini bulduk.
Gelelim şimdi işin aslını en iyi bilenlerden Ali Gülen’in de anlattıklarından yola çıkarak, skandalın boyutlarını irdelemeye.
Sık sık yinelemekte yarar var, Almanya tarihinin en büyük bağış skandalında, dava sürecini Türkiye’deki bazı çevrelerin bir biçimde kesintiye uğrattığı ortada. 2008 yılında karara bağlanan ve sorumluları cezalandırılan Deniz Feneri e.V. skandalıyla bağlantılı olarak, ikinci bir davanın açılması için hazırlanan iddianamenin işleyişi, Türkiye’nin “hukuki gereklilikleri” doğrultusunda geciktiriliyor. Mahkemenin görülmesi için Türkiye’deki zanlıların ifadelerinin “bir türlü gelemediği” belirtilirken, bunun da pek öyle tesadüf sayılamayacağına dikkat çekildi. Bu arada Türkiye’de yeterine “Almanca” diline vakıf çevirmen bulunmadığı da ortaya çıktı(!). Bu da çevirinin gecikmesine “haklı” olarak neden oldu.

SKANDALI EN İYİ BİLEN GAZETECİ KONUŞTU

Çalışmalarını Frankfurt yakınlarındaki Offenbach kentinde sürdüren gazeteci-yazar Ali Gülen, ikinci dalganın hızlanması için Zekeriya Karaman, Zahid Akman, İsmail Karahan ve Harun Kapıyoldaş’ın ifadelerinin “bir türlü gönderilmediği” için uzunca bir dönem hukuk sürecinin kesintiye uğradığını belirtiyor.
Skandalla ilgili tüm gelişmeleri yakından izleyen ve bu konuda daha sonra Vedat Ali Aydın ile birlikte “AKP’nin Feneri Böyle Söndü” ve “Polis Dosyasında Çifte Başbakan” adlı iki de kitap yayımlayan Gülen, dosyanın eksik bırakılarak yargının geciktirildiğini savundu.
Almanya’da yayınlanan Yenigün Avrupa dergisine konuşan Ali Gülen, Deniz Feneri e.V. olayında, insanların yardım duygularının dini motifler kullanılarak sömürülmesi gerçeğinden yola çıkarak bunun ceza hukukunda dolandırıcılık ve nitelikli dolandırıcılık olarak adlandırıldığını belirtiyor.
Bunların doğurduğu yan suçlar kapsamında da Zekeriya Karaman, Zahid Akman gibi o dönemde Deniz Feneri e.V.’de etkin olan kişilerle ilgili soruştuma açılmasının nedenin bu olduğuna dikkat çekiyor.
Fehmi Koru’nun da 2003 yılında Deniz Feneri e.V.’den 100 bin Avro’luk sermaye ile Almanya’da çıkarılan ve sonradan yayınına ara verilen Yeni Şafak gazetesinin yöneticisinin de Zahid Akman olduğunu belirtiyor.

BU PARALARIN SİYASET İLİŞKİSİ ORTAYA ÇIKMALI

Bilindiği gibi, Deniz Feneri e.V.’yi soruşturan savcıların Alman Ceza Yasası’nın 263. maddesi ve diğer suçlarla ilgili söz konusu şahısları, yani Zekeriya Karaman, Zahid Akman, Harun Kapıyoldaş ve Mustafa Çelik’le ilgili soruşturma yürütüyordu.
Dosyanın tekamülü Türkiye’den ifadelerin gelmesiydi.
İfadeler hala Alman makamlarına ulaşmış değil. O ifadeler halen gelmiş değil, bu nedenle hazırlanan iddianame öylece duruyor.
Ali Gülen, ifadeler gelmeden de savcının dosyayı mahkemeye sunması ve bunun kabul edilmesi de söz konusu olamayacağını, çünkü dosyanın eksik olduğunu savunuyor.
Ali Gülen şunları ekliyor: “Bunun siyasi bağlantılarını bulmak ve özellikle paraların Türkiye’de kimleri, nasıl geliştirip zengin ettiğini incelemek gerekir. Türkiye’ye elden götürülen paraların Zekeriya Karaman’a, Kanal 7 binasının ikinci katında elden teslim edildiği biliniyor. Paraların elden teslim edildiğine ilişkin makbuzları ise “Amca” denilen Hakkı Sadal’ın imzaladığı da biliniyor. İşte bu paraların ne olduğu araştırılmalı. Türkiye’deki Deniz Feneri ile olan bağlar araştırılmalı. Bu paralarla hangi siyasetin, hangi yöntemlerle desteklendiği ortaya konulmalı. Yaptığımız araştırmalar, gelen paraların bir siyaseti besleyen çeşitli organların çalışmasını sağladığı, onların da çalışmalarıyla yeniden o siyaseti daha kuvvetli desteklediklerini gösteriyor. Zaten Almanya’daki sanıklar da bu siyasetin ve üstündeki kişilerin kimler olduğunu mahkemede açıklamıştı.

Odatv.com

Kategori: Medya
              Politika
Bu yazı 09/04/2010 tarihinde yayınlandı. 240 defa görüntülendi.
ETİKETLER
akp, ali gülen, deniz feneri, hırsızlık, üç kağıtçılık, yoksulluk, yolsuzluk, zahid akman, zekeriya karaman
BABAMİBEKLİYORUM.COM
Ceyhun BOZKURT’un HaberiAskeri lojmanlara baba hasreti çöktü.Ergenekon, Balyoz, Kafes gibi operasyonlarda gözaltına alınan veya tutuklanan subayların çocukları, babalarına duydukları hasretlerini mektuplarla duyurmaya başladı.Emekli Orgeneral Çetin Doğan’ın kızı ve damadı, savunma yapmak amacıyla internette sayfa açarken, Kafes operasyonun
Bu yazı 07/04/2010 tarihinde yayınlandı. 224 defa görüntülendi.
ETİKETLER
İşte Halaçoğlu’nun kripto Ermeni listesi
Türk Tarih Kurumu eski Başkanı Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu’nun yaptığı “PKK’nın üst düzeyindekilerin yüzde 60 ila 80’i Ermeni” açıklaması, PKK üyesi ve yandaşı yabancı unsurları gündeme getirdi.PKK’nın, gerek dağ ve gerekse de şehir kadrolarının yönetici pozisyonunda bulunan bine yakın kişi, istihbarat birimlerinc
Bu yazı 03/04/2010 tarihinde yayınlandı. 224 defa görüntülendi.
ETİKETLER
[]
NEDEN DENİZ KUVVETLERİ?
“Bugün ülkemiz
[]
onemli - Ergenekon davasında, cok ilginc iddialar iceren bir dilekce...
Esas No : 2009/85Talepte Bulun
[]
BU UNUTULUR MU????????
  3 dk. Oku 1. Dk. Y
[]
Yazmayın kardeşim.... / Şerife Özdemir
Yazmayın kardeşim, yazmayın Si
[]
İsveçli subaydan soykırım gerçeği
 İsveçli subaydan
[]
KENDİ ÜLKESİNDE TEHDİT EDİLEN BAYRAK!!!
Diyarbakır’da Emniyet me
[]
MUHATABINI ARAYAN YAZI
ATP NİN KATILIMI03 Mart 2010,&
[]
Validen teröristlere çiçek !
Şehitlerimizin kanı yerde duru
[]
KAHRAMAN TÜRK ORDUSU!
"Zaferleri ve mazisi ins
[]
SAVAŞ BAŞLAMIŞTIR
Savaş artık sona yaklaşmış olm
[]
STV-Haber-spikerinin-skandal-yorumu
STV Haber kanalındaki 'Son Du
[]
TÜRKÇÜLÜK VE DİN
 
[]
BU GERÇEKLER BİLİNMEDEN KÜRT AÇILIMI YAPILAMAZ
Ses sanatçılarımız K&uu
[]
ARTIK FİŞLEME SIRASI AKP'DEYMİŞ.
 Kendisi milletvekili. Ak
[]
BAŞBUĞUN VİDEOSUNU KİM YÜKLEDİ?
Vakit gazetesine ait habervakt
[]
Bu son yazı'm olabilir..
 *Yazılarıma belirsiz bir
--> Tüm yazılar
Günlük | Yazılar | Duyurular | Dosyalar ve iddialar | Gazeteci makaleleri | CUMHURİYET MUHAFIZLARI Ana Sayfa | Forumlar | RSS
© 2006 Azbuz.com. Her hakkı saklıdır. Blog tutmak ve site yapmak için Türkiye'de bir numara.